- Katılım
- 6 Ağu 2025
- Mesajlar
- 361
- Tepkime puanı
- 60
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/5768 E. , 2025/69 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/5768
Karar No : 2025/69
TEMYİZ EDEN DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Belediye Başkanlığı-...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, ... Mevkii, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz için düzenlenen ... tarihli, ... sayılı yapı ruhsatı ile dayanağı 27.02.2017 onay tarihli 1/1.000 ölçekli Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Uygulama İmar Planının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:..., sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden,1/1000 ölçekli Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Uygulama İmar Planının davaya konu parsel yönünden plan hiyerarşisine, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olduğu, dava konusu yapı ruhsatının, dayanağı dava konusu imar planına ve plan notlarına uygun olarak düzenlendiği, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; uygulama imar planında taban alanı katsayısı, kat alanı kat sayısı veya emsal, yapı yaklaşma mesafesi gibi yapılaşma şartlarının gösterilmesi gerektiği halde dava konusu uygulama imar planında bu gösterimlerin yer almadığı, ayrıca uygulama imar planı ile parsellerin büyük bir kısmının bir kütleye dahil edilmiş ise de bu kütle yapılaşmanın ancak kentsel tasarım projesinin konusu olabileceği veya parsellerin bir hamur haline getirilip imar parsellerinden uygulamaya giren maliklere dağıtım yapılması şeklinde uygulanan parselasyon planının konusu olabileceği, nitekim imar uygulamasını andıracak şekilde bir kısım parsellerin bir yerden başka bir yere kaydırılması gibi uygulamaların dava konusu uygulama imar planında söz konusu olduğu görüldüğünden dava konusu 1/1.000 ölçekli Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Uygulama İmar Planında ve anılan imar planına dayanılarak verilen yapı ruhsatında bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, ..., ..., ..., ... ve ... Mahalleleri sınırları içerisinde kalan davacının maliki olduğu Bağcılar İlçesi, ... Mevkii, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanın 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun uyarınca riskli alan ilan edildiği, alana yönelik hazırlanarak 27.02.2017 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Alanı Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Alanı Uygulama İmar planının 09/03/2017- 07/04/2017 tarihleri arası askıya çıkarılarak kesinleştiği, anılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planına dayanılarak söz konusu taşınmaz için ... tarihli, ... sayılı yapı ruhsatının düzenlendiği, komşu taşınmaz maliki olan davacı tarafından 20.09.2017 tarihinde davalı belediyeye yapılan başvuru sonrası 17.11.2017 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 5. maddesinde, nazım imar planı, varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise, tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu imar planı değişikliğine ait pafta örneklerinin ve plan notlarının incelenmesinden; dava konusu nazım imar planına ait plan notlarının "Genel hükümler" kısmında yer alan 1.6. bendinde, "Planda, tüm parsellerde; bulunduğu alandan başka bir alana transfer edilecek mülk sahiplerine, bulunduğu bölge ve önceki bulunduğu konum ve alanın ekonomik değeri ile eşdeğer özellikte yer verilecektir. Bu durumda alanın plandan önceki ve sonraki konumları tüm parseller için ayrı ayrı tespit edilecektir." şeklinde hükmün yer aldığı, 1/1000 ölçekli plan paftalarında imarlı alanlar (konut+ticaret) içerisine giren parseller üzerinde kütle şeklinde maksimum yapılaşma alanlarının gösterildiği, bu kütlelerin (etapların) numaralandırıldığı, plan paftalarında imarlı alanlar üzerinde emsal/yoğunluk değerlerinin belirtilmediği, yapılaşma oranları ile ilgili olarak plan notunda "etaplar için belirlenen emsale esas inşaat alanı tablosu" şeklinde belirlemeye gidildiği, tabloda, her bir etapın hangi ada ve parsel/parsellerden oluşacağının ve emsale esas inşaat alanının büyüklüğünün belirlendiği, plan notlarında, imar adalarında gösterilen kütlelerin şematik olduğu ve tabloda belirtilen emsale esas inşaat alanı ve yükseklik değerlerini aşmamak koşulu ile hazırlanacak kentsel tasarım ve mimari avan projelerine göre kütlelerin boyutlarının belirleneceğinin belirtildiği (Genel hükümler 1.7) görülmektedir.
Anayasanın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 No.lu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa ve kanunlarla kabul edilen kamulaştırma yöntemine alternatif olması amacıyla kabul edilen imar hakkı transferi kavramının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Hukuki metinlere yeni bir yöntem olarak dâhil olan imar hakkı transferine ilişkin uygulamaların incelenmesinden; yöntemin zorunlu yahut isteğe bağlı olmasına göre iki ayrı uygulamasının olduğu görülmektedir.
Bu kavramların incelenmesinden; zorunluluk esasına dayanan transfer uygulamasında, transfer edilecek alanda mevcut yapılaşma dışındaki tüm yapılaşmalar yasaklanarak mülkiyet sahibinin plan gereği oluşturulacak sertifikaları alması ve bunları satarak veya varsa alıcı bölgede kullanarak kayıplarını telafi etmesi esastır. Ancak isteğe bağlılık esasının benimsenmesi halinde ise, belirlenen koruma alanında yeni bir yapılanma kararı getirilmeyerek, mevcut imar planında var olan yapılaşma oranında mülkiyet sahipleri inşaat yapabilecekler veya kendilerine verilen sertifikaları satarak yapılaşmadan sürekli biçimde vazgeçebileceklerdir.
Transfer kavramının mevzuatımıza 27.07.2004 tarihli, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanunun 8/c maddesiyle kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanlarında bulunan taşınmazların yapılanma haklarının kısıtlanarak korunmasına ilişkin hüküm ile getirildiği, devamında kabul edilen yeni hukuki kaideler ile imar transferi ile ilgili düzenlemelerin yapılmaya devam edildiği ve en son riskli kentsel alanların sağlamlaştırılması kapsamında yapılan düzenlemelerde de yer aldığı görülmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri açısından bakıldığında transfer kavramının ismen çeşitli mevzuata girdiği görülmekte ise de; kamulaştırma yöntemine alternatif olarak kabul edilen bu yöntemin, başta İmar Kanunu olmak üzere yasa ile özel olarak tanımlanması ve hüküm altına alınması gerektiği ve bu kavramın uygulanmasına ilişkin esasların da yine yasal mevzuatta tartışmaya mahal vermeyecek şekilde sarih ve detaylı olarak düzenlemesi gerektiği açık olmakla birlikte,
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 6. maddesinin 5. fıkrasında Riskli yapılara, rezerv yapı alanlarına ve riskli yapıların bulunduğu taşınmazlara ilişkin her tür harita, plan, proje, arazi ve arsa düzenleme işlemleri ile toplulaştırma yapmaya, bu alanlarda bulunan taşınmazları satın almaya, ön alım hakkını kullanmaya, bağımsız bölümler de dâhil olmak üzere taşınmazları trampaya, taşınmaz mülkiyetini veya imar haklarını başka bir alana aktarmaya Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yetkili olduğu belirtilmiştir.
Dava konusu imar planlarının dayanağının Bakanlar kurulu tarafından alınan riskli alan ilanı kararı olmasına, uyuşmazlığın esasen imar transferine ilişkin olmasına ve 6306 sayılı Kanunda imar transferi hakkında yukarıda yer verilen düzenlemenin bulunmasına rağmen temyize konu kararda 6306 sayılı yasaya yer verilmediği ve uyuşmazlığın anılan düzenleme kapsamında irdelenmediği/tartışılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle dava dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, her ne kadar aynı işlemlerin iptali istemiyle aynı alanda bulunan 2089 parsel sayılı taşınmaz maliki tarafından açılan davada, imar planı değişikliklerinin kullanım kararları yönünden davanın reddi, nazım imar planı değişikliğinin transfere ilişkin kısmı ile uygulama imar planı değişikliğinin kütle yapılaşmasına ilişkin kısmının iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptale ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin 01.06.2022 tarih ve E:2020/10951, K:2022/6541 sayılı kararı ile onandığı görülmekteyse de anılan mahkeme kararında 6036 sayılı Kanuna yer verilmediği bu nedenle anılan hususun değerlendirilememesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalıların temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/01/2025 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.
T.C. Danıştay Başkanlığı Emsal Karar Arama
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/5768
Karar No : 2025/69
TEMYİZ EDEN DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Belediye Başkanlığı-...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, ... Mevkii, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz için düzenlenen ... tarihli, ... sayılı yapı ruhsatı ile dayanağı 27.02.2017 onay tarihli 1/1.000 ölçekli Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Uygulama İmar Planının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:..., sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden,1/1000 ölçekli Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Uygulama İmar Planının davaya konu parsel yönünden plan hiyerarşisine, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olduğu, dava konusu yapı ruhsatının, dayanağı dava konusu imar planına ve plan notlarına uygun olarak düzenlendiği, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; uygulama imar planında taban alanı katsayısı, kat alanı kat sayısı veya emsal, yapı yaklaşma mesafesi gibi yapılaşma şartlarının gösterilmesi gerektiği halde dava konusu uygulama imar planında bu gösterimlerin yer almadığı, ayrıca uygulama imar planı ile parsellerin büyük bir kısmının bir kütleye dahil edilmiş ise de bu kütle yapılaşmanın ancak kentsel tasarım projesinin konusu olabileceği veya parsellerin bir hamur haline getirilip imar parsellerinden uygulamaya giren maliklere dağıtım yapılması şeklinde uygulanan parselasyon planının konusu olabileceği, nitekim imar uygulamasını andıracak şekilde bir kısım parsellerin bir yerden başka bir yere kaydırılması gibi uygulamaların dava konusu uygulama imar planında söz konusu olduğu görüldüğünden dava konusu 1/1.000 ölçekli Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Uygulama İmar Planında ve anılan imar planına dayanılarak verilen yapı ruhsatında bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, ..., ..., ..., ... ve ... Mahalleleri sınırları içerisinde kalan davacının maliki olduğu Bağcılar İlçesi, ... Mevkii, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanın 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun uyarınca riskli alan ilan edildiği, alana yönelik hazırlanarak 27.02.2017 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Alanı Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Bağcılar Meydanı Kentsel Dönüşüm Alanı Uygulama İmar planının 09/03/2017- 07/04/2017 tarihleri arası askıya çıkarılarak kesinleştiği, anılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planına dayanılarak söz konusu taşınmaz için ... tarihli, ... sayılı yapı ruhsatının düzenlendiği, komşu taşınmaz maliki olan davacı tarafından 20.09.2017 tarihinde davalı belediyeye yapılan başvuru sonrası 17.11.2017 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 5. maddesinde, nazım imar planı, varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise, tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu imar planı değişikliğine ait pafta örneklerinin ve plan notlarının incelenmesinden; dava konusu nazım imar planına ait plan notlarının "Genel hükümler" kısmında yer alan 1.6. bendinde, "Planda, tüm parsellerde; bulunduğu alandan başka bir alana transfer edilecek mülk sahiplerine, bulunduğu bölge ve önceki bulunduğu konum ve alanın ekonomik değeri ile eşdeğer özellikte yer verilecektir. Bu durumda alanın plandan önceki ve sonraki konumları tüm parseller için ayrı ayrı tespit edilecektir." şeklinde hükmün yer aldığı, 1/1000 ölçekli plan paftalarında imarlı alanlar (konut+ticaret) içerisine giren parseller üzerinde kütle şeklinde maksimum yapılaşma alanlarının gösterildiği, bu kütlelerin (etapların) numaralandırıldığı, plan paftalarında imarlı alanlar üzerinde emsal/yoğunluk değerlerinin belirtilmediği, yapılaşma oranları ile ilgili olarak plan notunda "etaplar için belirlenen emsale esas inşaat alanı tablosu" şeklinde belirlemeye gidildiği, tabloda, her bir etapın hangi ada ve parsel/parsellerden oluşacağının ve emsale esas inşaat alanının büyüklüğünün belirlendiği, plan notlarında, imar adalarında gösterilen kütlelerin şematik olduğu ve tabloda belirtilen emsale esas inşaat alanı ve yükseklik değerlerini aşmamak koşulu ile hazırlanacak kentsel tasarım ve mimari avan projelerine göre kütlelerin boyutlarının belirleneceğinin belirtildiği (Genel hükümler 1.7) görülmektedir.
Anayasanın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 No.lu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa ve kanunlarla kabul edilen kamulaştırma yöntemine alternatif olması amacıyla kabul edilen imar hakkı transferi kavramının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Hukuki metinlere yeni bir yöntem olarak dâhil olan imar hakkı transferine ilişkin uygulamaların incelenmesinden; yöntemin zorunlu yahut isteğe bağlı olmasına göre iki ayrı uygulamasının olduğu görülmektedir.
Bu kavramların incelenmesinden; zorunluluk esasına dayanan transfer uygulamasında, transfer edilecek alanda mevcut yapılaşma dışındaki tüm yapılaşmalar yasaklanarak mülkiyet sahibinin plan gereği oluşturulacak sertifikaları alması ve bunları satarak veya varsa alıcı bölgede kullanarak kayıplarını telafi etmesi esastır. Ancak isteğe bağlılık esasının benimsenmesi halinde ise, belirlenen koruma alanında yeni bir yapılanma kararı getirilmeyerek, mevcut imar planında var olan yapılaşma oranında mülkiyet sahipleri inşaat yapabilecekler veya kendilerine verilen sertifikaları satarak yapılaşmadan sürekli biçimde vazgeçebileceklerdir.
Transfer kavramının mevzuatımıza 27.07.2004 tarihli, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanunun 8/c maddesiyle kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanlarında bulunan taşınmazların yapılanma haklarının kısıtlanarak korunmasına ilişkin hüküm ile getirildiği, devamında kabul edilen yeni hukuki kaideler ile imar transferi ile ilgili düzenlemelerin yapılmaya devam edildiği ve en son riskli kentsel alanların sağlamlaştırılması kapsamında yapılan düzenlemelerde de yer aldığı görülmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri açısından bakıldığında transfer kavramının ismen çeşitli mevzuata girdiği görülmekte ise de; kamulaştırma yöntemine alternatif olarak kabul edilen bu yöntemin, başta İmar Kanunu olmak üzere yasa ile özel olarak tanımlanması ve hüküm altına alınması gerektiği ve bu kavramın uygulanmasına ilişkin esasların da yine yasal mevzuatta tartışmaya mahal vermeyecek şekilde sarih ve detaylı olarak düzenlemesi gerektiği açık olmakla birlikte,
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 6. maddesinin 5. fıkrasında Riskli yapılara, rezerv yapı alanlarına ve riskli yapıların bulunduğu taşınmazlara ilişkin her tür harita, plan, proje, arazi ve arsa düzenleme işlemleri ile toplulaştırma yapmaya, bu alanlarda bulunan taşınmazları satın almaya, ön alım hakkını kullanmaya, bağımsız bölümler de dâhil olmak üzere taşınmazları trampaya, taşınmaz mülkiyetini veya imar haklarını başka bir alana aktarmaya Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yetkili olduğu belirtilmiştir.
Dava konusu imar planlarının dayanağının Bakanlar kurulu tarafından alınan riskli alan ilanı kararı olmasına, uyuşmazlığın esasen imar transferine ilişkin olmasına ve 6306 sayılı Kanunda imar transferi hakkında yukarıda yer verilen düzenlemenin bulunmasına rağmen temyize konu kararda 6306 sayılı yasaya yer verilmediği ve uyuşmazlığın anılan düzenleme kapsamında irdelenmediği/tartışılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle dava dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, her ne kadar aynı işlemlerin iptali istemiyle aynı alanda bulunan 2089 parsel sayılı taşınmaz maliki tarafından açılan davada, imar planı değişikliklerinin kullanım kararları yönünden davanın reddi, nazım imar planı değişikliğinin transfere ilişkin kısmı ile uygulama imar planı değişikliğinin kütle yapılaşmasına ilişkin kısmının iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptale ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin 01.06.2022 tarih ve E:2020/10951, K:2022/6541 sayılı kararı ile onandığı görülmekteyse de anılan mahkeme kararında 6036 sayılı Kanuna yer verilmediği bu nedenle anılan hususun değerlendirilememesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalıların temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/01/2025 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.
T.C. Danıştay Başkanlığı Emsal Karar Arama